|
HACCA
HAZIRLIK:Farz
olarak ömürde bir defa yerine getirilmekte olan hac, günahlardan
arınmak için önemli bir fırsattır. Bu fırsattan gereği gibi
yararlanmak için hacca ruhen ve bedenen çok iyi hazırlanmak
gerekir.
Ruhi
hazırlıkların başında ihlâslı olmak gelir. Çünkü ihlâs
amellerin özüdür. Allah’ın rızası ihlâs ile kazanılır. İhlâssız
olarak yapılacak bir hac, her ne kadar kişiyi hac yükümlülüğünden
kurtarsa da, kendisinden beklenen yararları sağlayamaz. Hz
Peygamber;"Şüphesiz, Allah sadece kendisi için ve sırf
kendisinin rızası gözetilerek yapılan amelleri kabul eder."
buyurmaktadır.
Bu sebeple hacca gitmeye karar veren müslüman, kesinlikle
gösterişten, hac ibadeti vasıtasıyla bir takım kimselerin yanında
itibar kazanma ya da övülme gibi kaygılardan uzak kalmalıdır. Bütün
varlığı ile Allah’ın rızasını kazanmaya yönelmelidir.Hacı
adayı, yaşantısındaki İslâm’a aykırı unsurlardan
kurtulmaya ve bunlara hayatında asla yer vermemeye içtenlikle
azmetmelidir. Çünkü insanı, annesinden doğduğu günkü gibi günahlardan
arındıran bir ibadetle haramlardan sıyrılamayan bir müslümanın
başka türlü bunlardan kurtulması çok zordur. Bu itibarla hacı
adayı, yaşamına çeki düzen vermeli, İslâm’a aykırı
unsurlardan arınma gayreti içine girmelidir. Böyle bir gayret içine
girene Allah mutlaka yardım edecektir.
Hacı
adayı, yola çıkmadan önce akraba, komşu, eş ve dostlarını
ziyaret etmelidir. Üzerinde hakkı olanlar varsa mutlaka onların
haklarını ödemeli, küs olanlarla barışmalıdır. Kısaca
kutsal topraklarda düşüncesini olumsuz yönde meşgul ve iç dünyasını
rahatsız edecek durumlardan sıyrılmalıdır.
Hac
yapmaya karar veren müslüman, bir taraftan böyle iç dünyasında
hacca hazırlanırken diğer taraftan, bu önemli ibadeti eksiksiz
yapabilmek için hacla ilgili gerekli bilgileri öğrenmeye gayret
etmelidir. Müftülüklerce düzenlenen hac, sağlık ve yolculukla
ilgili her türlü bilgilerin verildiği Hacı Adayları Eğitim
Seminerlerine mutlaka katılmalıdır. Hacla ilgili olarak kendisine
sunulan kitap, broşür ve benzeri yayınları dikkatle okumalıdır.
Diyanet
İşleri Başkanlığınca verilmekte olan malzemelerin yanında,
ihram, terlik, havlu ve iç çamaşır, gibi ihtiyaçları da temin
etmelidir.
Hac
süresi boyunca yeme içme ihtiyaçlarını karşılamak üzere
yeteri kadar döviz satın almalıdır. İlerde mağdur olmamak için
dövizlerin sahte olup olmadığının kontrollerini mutlaka yaptırmalıdır.
Bazı
hacı adayları gereksiz yere fazla miktarda ve çoğu zaman iklim
şartlarına dayanamayacak ve çabuk bozulacak gıda maddeleri götürmektedir.
Bu da, gümrük kontrollerinde ve intikallerde sıkıntılara neden
olmaktadır. Esasen böyle bir şeye hiç gerek yoktur. Çünkü
Mekke ve Medine’de istenilen her türlü gıda ve ihtiyaç maddesi
bulunmaktadır. Buradan gıda maddesi satın alıp götürmektense,
parasını götürüp orada satın almak daha uygun olur. Zira paranın
taşınması daha kolaydır.
HAC
YOLCULUĞU:Bilindiği
gibi hac yolculuğu hava yoluyla yapılmaktadır. Uçuş programları,
hacılarımızın bir kısmı önce Medine, bir kısmı da
Mekke’ye gidecek şekilde planlanır. Uçuşlar ülkemizin çeşitli
noktalarından gerçekleştirilir. Hacılarımızı taşıyan uçaklar
çoğunlukla Cidde Havalimanına iner. Medine Havalimanına inen uçaklar
da vardır. Ancak bunlar az sayıda ve Suud Hava Yollarına ait uçaklardır.
Hac
yolculuğu uzun ve kendine özgü zorlukları olan bir yolculuktur.
Diyanet İşleri Başkanlığı’nca, hac farizasını yerine
getirmek üzere Suudi Arabistan’a gidecek hacılarımızın bu
yolculuklarını her çeşit çıkardan uzak, sağlık ve güvenlik
şartları içinde yapmalarını sağlamak için, her türlü
tedbirler alınmaktadır. Ancak seyahat esnasında sıkıntılarla
karşılaşmamaları için hacı adaylarımızın dikkat etmesi
gereken hususlar vardır. Her hacı adayının bunlara uyması önem
arz etmektedir.
Hacı
adayının yolculuğa başlarken dikkate alması gereken hususlar şöyle
sıralanabilir
Hacı
adayı, her şeyden önce hac yolculuğunun, ticari ya da turistik
bir seyahat değil, bir ibadet yolculuğu olduğunu, bu yolda atılan
her adımın, çekilen her sıkıntının, bir taraftan kendisine
sevap kazandırırken diğer taraftan günahlarını eriteceğini hiçbir
zaman aklından çıkarmamalıdır. Bütün varlığıyla bu kutsal
yolculuğu en iyi şekilde değerlendirmeye yoğunlaşmalıdır.
Kafileye
katıldıktan sonra kafile başkanı ve din görevlilerinin talimat
ve uyarıları doğrultusunda hareket edilmelidir. Kafilenin düzen
ve disiplini için bu çok önemlidir.
Diyanet
İşleri Başkanlığı’nca giyilmesi ön görülen kıyafetler
giyilmeli, doğru olarak doldurulmuş olan sağlık künyesi ile Hacı
Kimlik Kartı boyuna takılı olmalıdır. Bunların hac sezonu
boyunca da devamlı olarak takılı kalması gerekmektedir.
Sürekli
ilaç kullananlar, beraberlerinde götürmek zorunda oldukları ilaçlar
için rapor almalı ve bu rapor yanlarında bulunmalıdır.
Menenjit
aşısı yapıldığına dair aşı kartlarının da yine hacı adayının
üzerinde olması gerekir.
Kendisine
özgü, dikkat edilmesi gereken bir durumu olanlar, bunu kafile görevlilerine
çekinmeden söylemelidirler. Hatta bu konuda yakın arkadaşlarını
da bilgilendirmelidirler.
Eşyaların üzerine kime ait olduğunu gösteren etiket yapıştırılmalıdır.
Eşyalar otobüse verilirken ya da otobüsten indirilirken herkes
kendisine ait olan eşyayı vermeli veya indirmelidir. Ayrıca eşyaların
otobüse verilip verilmediğine dikkat edilmelidir.
Havalimanlarında
görevli Başkanlık personelinin uyarı ve talimatları dikkate alınmalıdır.
Bagajlar bizzat sahipleri tarafından ilgililere teslim edilmeli ve
alınacak bagaj fişleri korunmalıdır.
İçinde
ne olduğu bilinmeyen başkasına ait bir eşya Suudi Arabistan’a
götürülmek üzere kabul edilmemelidir.
Uçağa
binerken, Cidde ya da Medine Havalimanlarında giriş işlemleri yapılırken
pasaportun hacı adayının elinde olması gerekir. Bu durumda hacı
adayı pasaportunu itina ile muhafaza etmeli, onu istendiğinde
kolayca çıkarabilmesi için kendisine verilen pasaport çantasına
koymalıdır. Aynı durum ülkeye dönerken de söz konusudur.
Gümrük
kontrollerinde, başkalarına ait eşyalar sahiplenilmemelidir.
Kısaca,
bir ibadet seyahati olan hac yolculuğunun kendine has sıkıntıları
vardır. Bu itibarla sabırlı olmalı, kalp kırmamaya, kimseyi
incitmemeye çalışmalı, vicdanını rahatsız edecek tavır ve
hareketlerden uzak durmalıdır. Her an bir grup ve kafile içinde
olduğunu unutmayarak beşeri münasebet, adap ve görgü kurallarına
riayet etmelidir.
YOLCULUKTA
NAMAZ:Asli
vatanından, dinen sefer sayılacak uzaklıkta bir yere gitmek üzere
yola çıkan bir kimse yolculuk esnasında dört rek’atlı farzları
ikişer rek’at olarak kılar. Gittiği yerde 15 günden az
kalacaksa aynı şekilde dört rek’atlı farzları ikişer
rek’at olarak kılar. Gittiği yerde 15 gün veya daha fazla
kalmaya karar verirse, namazlarını tam kılar.
Buna göre, Arafat’a çıkmadan önce Mekke’de
kesintisiz en az 15 gün veya daha fazla kalanlar, mukim sayıldıklarından,
gerek Arafat’a çıkmadan önce Mekke’de, gerek Arafat, Mina ve
Müzdelife’de ve gerekse Arafat dönüşü Mekke’de kaldıkları
süre içinde namazlarını tam olarak kılarlar.
Arafat’a
çıkmadan önce Mekke’de 15 günden az kalanlar, misafir sayıldıklarından
gerek Arafat’a çıkmadan önce Mekke’de, gerek Arafat, Müzdelife
ve Mina’da namazlarını seferi olarak kılarlar. Arafat’tan döndükten
sonra Mekke’de 15 gün veya daha fazla kalacak olanlar ise bu süre
zarfında namazlarını tam olarak kılarlar.
Uygulamada
Medine ziyareti 15 günden az olduğundan Medine’de namazlar seferî
olarak kılınır.
Seferî
olup da oralarda mukim olan imamlara uyarak namazlarını kılanlar,
imamla birlikte namazlarını tam olarak kılarlar
HACCIN
EDA ŞEKİLLERİ:Hac,
hac ayları denilen zaman dilimi içinde yapılan bir ibadettir. Hac
ayları Hicrî takvime göre Şevval ve Zilkade ayları ile Zilhicce
ayının ilk on günüdür. Hac, bu aylar içinde umresiz de yapılabilir,
umre ile birlikte de yapılabilir. Haccın umresiz ya da umre ile
birlikte yapılmasına haccın eda şekilleri denir.
Haccın eda şekli üçtür:
1- İfrad haccı,
2- Temettu haccı,
3- Kıran haccı.
1-
İfrad Haccı:İfrad
haccı, umresiz yapılan hacdır. Aynı yılın hac ayları içinde,
hacdan önce umre yapmaksızın hac niyetiyle ihrama girilir ve yalnızca
hac yapılırsa ifrad haccı yapılmış olur.
2- Temettu Haccı:Temettu
haccı, aynı yılın hac ayları içinde önce umre yapıp ihramdan
çıktıktan sonra yeniden hac için ihrama girerek yapılan hacdır.
Temettu
haccı yapacak olanlar, mikat sınırında veya daha önce umreye
niyet ederek ihrama girerler. Umre yaptıktan sonra ihramdan çıkarlar.
Daha sonra zamanı gelince hac için ihrama girerler. Haclarını
eda ettikten sonra ihramdan çıkarlar.
3- Kıran Haccı:
Kıran haccı, aynı yılın hac ayları içinde umre ve
hacca birlikte niyet ederek ikisini aynı ihramla yapmaktır.
Kıran
haccı yapacak olanlar mikat sınırında veya daha önce umre ve
haccın her ikisine birden niyet ederek ihrama girerler. Umre yaptıktan
sonra ihramdan çıkmazlar, aynı ihramla haccı da eda eder, sonra
ihramdan çıkarlar.
Kıran
ve temettu haccı yapanların şükür kurbanı kesmeleri vaciptir.
İfrad haccı yapanların şükür kurbanı kesmesi gerekmez.
HACCIN
YAPILIŞI
Ülkemizden
giden hacılar, değişik iklim şartlarında uzun süre ihramda
kalmanın doğurduğu zorlukları dikkate alarak genellikle "temettu
haccı" yapmayı tercih ederler. Biz de bu durumu göz önünde
bulundurarak haccın yapılışını anlatırken, haccın eda şekillerinden
"Temettu haccı" nı esas alacağız. Haccın diğer eda
şekillerine ise, Temettu haccı ile bunların arasındaki farkları
belirterek yetineceğiz.
Şimdi "Temettu haccı" nın
nasıl yapılacağını anlatalım:
1-
İhrama Girmek:Hacc
yapacak bir kimsenin ilk işi ihrama girmektir. İhrama girmek haccın
şartıdır. İhrama girmeden hac yapılamaz.
İhram
Nedir ?Haccın
şartlarından biri olarak ihram, hac ya da umre yapmaya niyet eden
kişinin, başka zamanlarda işlemesi mübah olan bazı fiil ve
davranışları, belirli bir süre kendisine haram kılması,
yasaklamasıdır. Buna "ihrama girme" de denir. İhrama
girmiş olmanın gereklerinden biri olarak bürünülen havlu ve
benzeri türden dikişsiz kıyafete de halk arasında ihram
denmektedir. Ancak "ihram" bu değildir. Usulüne göre
ihrama girilmediği sürece söz konusu bu örtülere bürünmekle
ihrama girilmiş olunmaz.
İhrama
Nasıl Girilir ?İhrama,
"Niyet" ve "Telbiye" ile girilir.
"Niyet" ve "Telbiye" ihramın rükünleridir.
Bunlar olmadan ihrama girme gerçekleşmez.
Niyet
"Niyet",
yapılacak haccın şeklini kalben belirlemektir. Ayrıca lisanen söylenmesi
müstehaptır. Burada temettu haccının yapılışı esas alındığına
göre niyet umre için yapılacaktır.
Şöyle
niyet edilir:"Allah’ım
umre yapmak istiyorum. Bunu kolaylaştır ve kabul eyle"
Telbiye
(Lebbeyk
Allahümme lebbeyk, lebbeyke lâ şerike leke lebbeyk, innel hamde
ve’n-ni’mete leke ve’l mülk lâ şerike lek) demektir.
"Allah’ım!
Davetine icabet ediyorum. Emrine boyun eğiyorum. Bütün varlığımla
sana teslim oldum. Senin hiçbir ortağın yoktur. Tekrar tekrar
davetine icabet ediyorum. Şüphesiz hamd sana mahsustur. Nimet
senindir mülk de senin... Senin hiçbir ortağın yoktur."
Böylece
niyet edilip telbiye söylenince ihrama girilmiş olur. Ancak ihrama
girmeden önce, sünnet ya da müstehap olarak yapılması gereken
hususlar vardır. İhrama girerken bunlara da riayet edilmelidir.
Buna göre:
İhrama
girmek isteyen kimse, ön hazırlık olarak tırnaklarını keser.
Gerekiyorsa koltuk altı ve kasık kıllarını temizler, saç ve
sakal traşı olup bıyıklarını düzeltir.
Mümkünse gusleder. Bu gusül temizlik amacıyla yapıldığı
için özel durumda olan bayanlar da guslederler. Gusül mümkün
olmadığında abdest alır. Varsa güzel koku sürünür. Giymekte
olduğu normal giysilerini ve iç çamaşırlarını (atlet ve
kilotunu) çıkarıp, sadece "izar" ve "rida"
denilen iki parça ihram örtüsüne sarınır. Başını açar, çoraplarını
ve ayakkabılarını çıkarır. Terlik ve benzeri şeyler giyer.
Bayanlar normal kıyafetlerini değiştirmezler.
Bundan
sonra, kerâhat vakti değilse iki rek’at "ihram namazı"
kılar. Namazdan sonra yukarıda belirtildiği şekilde niyet eder.
Arkasından da yüksek sesle telbiye söyler. Bayanlar telbiye söylerken
seslerini yükseltmezler.
Niyet
ve telbiye’nin yapılmasıyla ihrama girilmiş ve "ihram
yasakları" başlamış olur.
İhrama giren kimseye, ihramlı olduğu sürece "muhrim"
denir
Kadınların İhramı:
İhrama
girme konusunda kadınlar da erkekler gibidir. Ancak kadınlar
normal elbise ve kıyafetlerini değiştirmezler. Çorap, ayakkabı
ve eldiven giyebilirler. Başlarını örterler. Fakat yüzlerini açık
bırakırlar. Telbiye ve tekbir getirirken, dua ederken seslerini yükseltmezler.
Özel hallerinde bulunan kadınlar ihrama girerken şu
hususu dikkate almalıdırlar: Şayet adetleri bitmeden Arafat’a
çıkmak zorunda kalacaklarsa, ifrad haccına niyet etmelidirler.
İhrama Nerede Girilir ?:
Mekke çevresinde ihrama girmek için belirlenmiş noktalar
vardır. Bunlardan her birine "mikat" denir. Mikat sınırlarının
dışından hacca veya umreye gelenler bu sınırları ihramsız
olarak geçemezler. Buna göre:
a. Doğrudan
Mekke’ye gidecek olan hacı adayları, uçaklar Cidde’ye indiği
ve Cidde de mikat sınırları içinde bulunduğundan, uçağın
kalkacağı havalimanında veya evlerinde ihrama girerler. Gerektiğinde
uçak mikat sınırını geçmeden uçak içinde de girilebilir.
Ancak pratikteki zorluğu sebebiyle uçakta ihrama girme tercih
edilmemelidir.
b.
Hacdan önce Medine’ye gidecek olan hacı adayları, Medine’de
kaldıkları evlerde veya Mekke yolu üzerinde Medine’ye
11 km
. uzaklıkta bulunan "Zül-Huleyfe" (Ebyâr-i Ali)’ de
ihrama girerler.
Hac
veya umre yapacak olanların mikat sınırını ihramsız olarak geçemeyeceklerini
belirtmiştik. Mikat sınırını ihramsız olarak geçtikten sonra
ihram giyenlere ceza gerekir. Bu durumda olanlar
henüz hac ve umre ile ilgili görevlerden birini yapmadan, herhangi
bir mikat sınırına dönerek yeniden ihrama girerlerse ceza düşer.
Hac
İçin İhrama Ne Zaman Girilir ?:İhrama,
"hac ayları" içinde girilir. Hac ayları, Şevval ve
Zilkade ayları ile Zilhicce ayının ilk on günüdür. Bu aylar,
hac menasikinin başladığı ve devam ettiği aylardır. Bazı islâm
bilginleri mekruh olmakla birlikte hac ayları başlamadan önce de
ihrama girilebileceğini söylemişlerdir. Ancak en uygunu ihrama
hac ayları başladıktan sonra girmektir.
İhramlıya
Yasak Olan Şeyler:İhrama
giren kimse için bazı iş ve davranışlar yasaktır. Bunlara
"ihram yasakları" denir. Bu yasaklar ihrama girildiği
andan, yani niyet ve telbiye anından itibaren başlar, ihramdan çıkıncaya
kadar devam eder.İhramlı kimsenin "ihram yasakları" na
uyması vaciptir. Yasakları ihlal edenlere, yasağın çeşidine ve
ihlal biçimine göre değişen cezalar gerekir.İhramlı için
yasak olan şeyler şunlardır:Cinsel ilişkiye girmek veya sevişmek,
öpüşmek, oynaşmak.... gibi cinsel ilişkiye götüren davranışlarda
bulunmak. Şehevi duyguları tahrik edici şeyleri konuşmak. Tırnak
kesmek, saç sakal tıraşı olmak, vücudun herhangi bir yerindeki
kılları koparmak veya kesmek, saç sakal ve bıyıkları yağlamak,
boyamak, saçlara biryantin veya jöle sürmek, kadınlar oje ve ruj
kullanmak, vücuda veya ihram örtüsüne koku sürmek ve parfüm
kullanmak.Elbise giymek, başı ve yüzü örtmek, eldiven, çorap,
topuklu ayakkabı giymek. Kadınlar normal giysilerini çıkarmazlar.
Ancak ihram süresince yüzlerini açık bulundururlar.
Harem
denilen bölgenin (Mekke ve çevresinin) bitkilerini kesmek,
koparmak. (Harem bölgesinin bitkilerini kesmek, koparmak ihramsız
olanlar için de yasaktır.)Başkalarına zarar vermek, kavga etmek,
sövmek, kötü söz ve davranışlarda bulunmak.İhramlı için şunlar
yasak değildir:
İhramlının
yıkanması, kokusuz sabun kullanması, diş fırçalaması, diş çektirmesi,
kırılan tırnağı ve zarar veren bir kılı koparması, kan aldırması,
iğne yaptırması, yara üzerine sargı sardırması, kol saati, yüzük
ve bilezik takması, kemer kullanması, omuza çanta asması, yüzü
ve başı örtmeden üzerine battaniye, pike ve benzeri şeyler
alması, palto ve benzeri giysileri giymeksizin omuza alması yasak
değildir.
İşte,
usulüne göre ihrama giren hacı adayları, ihram yasaklarına
riayet ederek, telbiye, tekbir, tehlil ve salavat-ı şerife söyleyerek,
Mekke’ye ulaşırlar. Harem bölgesine ulaştıklarından dolayı
dua ederler. İsteyenler Dua kitabındaki Mekke’ye Girişte
Okunabilecek duayı okuyabilirler.
Evlere
yerleşip dinlendikten sonra fazla vakit geçirmeden telbiye ve
tekbir getirerek Harem-i Şerif’e giderler. Kabe’yi görünce
telbiyeyi kesip tehlil ve tekbirlerle dua ederler. Daha sonra
"Umre tavafı" nı yaparlar.
Tavaf:Tavaf
Nedir?:"Tavaf",
Hacer-i Esved köşesinden veya hizasından başlayarak tavaf
niyetiyle Kâbe’nin etrafında yedi defa dönmektir. Her bir dönüşe
"Şavt" denir. Yedi şavt bir tavaf olur.
Tavafın
yapılışı:Hacer-i
Esved hizasına gelmeden:"Allah’ım! Senin rızan için Umre
tavafı yapmak istiyorum. Bunu kolaylaştır ve kabul eyle"
diye niyet edilir.Tavafa başlamadan önce erkekler “Iztıba”
yaparlar. Böylece Hacer-i Esved’in hizasına doğru gidilir. Bu
esnada tekbir, tehlil getirilmesi ve dua edilmesi uygun olur.
Hacer-i
Esved’in hizasına varılınca eller, içleri Kâbe’ye doğru
olacak şekilde namaza durur gibi omuz veya kulak hizasına kadar
kaldırılıp "Bismillahi Allahu Ekber" denildikten sonra
Hacer-i Esved "istilam" edilir. İstilam, elleri Hacer-i
Esved’in üzerine koyup onu öpmek demektir. Ancak hac mevsiminde
bu mümkün olmamaktadır. Bu sebeple Hacer-i Esved’e uzaktan elle
işaret edilip sağ avucun içi öpülmekle yetinilir.Hacer-i
Esved’i istilam etmek sünnettir. Başkalarına eziyet etmek ise
haramdır. Sünneti yerine getireceğim diye insanlara eziyet
vermekten ve böylece haram işlemekten şiddetle sakınılmalıdır.
Bundan
sonra Kâbe sola alınarak tavafa başlanır. Tavafa başlarken ve
her şavtın başında:"Allah, bütün eksikliklerden uzaktır.
Hamd, Allah’a mahsustur. Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur.
Allah en büyüktür. Bütün güç ve kuvvet şanı yüce ve azamet
sahibi Allah’a aittir.Salat ve selam, efendimiz Muhammed
aleyhi’s-selama olsun. Allah’ım! Sana iman ederek, Kitabını
tasdik ederek, verdiğim sözü yerine getirerek ve Peygamberinin sünnetine
uyarak bu ibadetimi yerine getiriyorum" diye dua edilmesi güzel
olur.Tavafın, Hatim’in dışından yapılması gerekir. Tavafın
ilk üç şavtında mümkün olduğu sürece erkekler
"Remel" yaparlar.
Tavaf
esnasında dua edilir, tekbir ve tehlil getirilir. Kur’an
okunabilir. Tavafta telbiye getirilmez. En uygunu herkesin içinden
geldiği gibi ihlâsla ve samimiyetle dua etmesidir. Mutlaka bir takım
Arapça duaların okunması şart değildir. İsteyenler Dua kitabında
yer alan tavaf dualarını okuyabilirler.
Tavafın
kesintisiz olarak yapılması sünnettir. Bu sebeple tavaf sırasında
farz namaz için kamet getirilmesi, abdestin bozulması, ya da tavafı
kesmeyi gerektiren başka bir mazeretin ortaya çıkması gibi
durumların dışında tavafa ara verilmemelidir."Yemen" köşesine
gelindiğinde, bu köşe de istilam edilir. Diğer köşeler istilam
edilmez.Yemen köşesi ile Hacer-i Esved köşesi arasında;
"Rabbimiz!
Bize dünyada iyilik ver. Ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından
koru. İyilerle birlikte cennete koy. Ey mutlak güç sahibi! Ey günahları
çok bağışlayan! Ey alemlerin Rabbi! " duasının okunması
güzel olur.Hacer-i Esved köşesine ya da hizasına varılınca ilk
şavt tamamlanmış olur. Beklemeden tekrar istilam yapılarak
ikinci şavta devam edilir. Diğer şavtlar da aynı şekilde yapılır.
Yedinci şavtın sonunda Hacer-i Esved tekrar istilam edilerek tavaf
bitirilir. Sonra Harem-i Şerif’in uygun bir yerinde iki rekat
tavaf namazı kılınır. Tavaf namazının, kerahat vakti değilse
tavafın hemen peşinden kılınması daha iyidir.Tavaf namazından
sonra dua edilir ve zemzem içilir. İsteyenler dua kitabında yer
alan tavaf namazı duasını okuyabilirler. Ancak herkesin kendi
dilinde içinden geldiği gibi dua etmesi daha güzeldir.
Sonra
Hacer-i Esved tekrar istilam edilerek sa’y yapmak üzere
Safa tepesine gidilir.
SA’Y:Sa’y
Nedir ?"Sa’y"
kelimesi; koşmak, hızlı yürümek anlamına gelmektedir. Hac ve
umrede Kâbe’nin doğu tarafındaki "Safa" tepesinden başlayarak
"Merve" ye dört gidiş, Merve’den Safa’ya üç dönüş
olmak üzere bu iki tepe arasındaki gidiş-gelişe denir.
Safa’dan Merve’ye her bir gidişe ve Merve’den Safa’ya her
bir dönüşe "şavt" denir. Safa ile Merve arasındaki
yaklaşık
400 metre
uzunluğundaki yürüme alanına "Mes’a" denir.
Sa’y yapmak vaciptir.Sa’yin aslı, Hz. Hacer’in henüz
kendisini emmekte olan oğlu Hz. İsmail için su ararken bu iki
tepe arasında koşması hatırasına dayanmaktadır.
Sa’yin
Yapılışı:Hacer-i
Esved istilam edilerek Safa tepesine çıkılır."Allah’ım!
Senin rızan için umre sa’yini yapmak istiyorum. Bunu kolaylaştır
ve kabul eyle." diye niyet edildikten sonra Kâbe’ye dönülerek
tekbir, tehlil, salavat okunur ve içtenlikle dua edilir. Sonra
Merve tepesine doğru yürünür.Sa’y esnasında herkes içinden
geldiği şekilde dua eder. İsteyenler dua kitabındaki sa’y
dualarını okuyabilirler. Yeşil ışıklı direklerin arasında,
erkekler koşar adımlarla yürürler. Buna "Hervele"
denir. Yeşil direkler arasında her gidiş ve gelişte:"Rabbim!
Günahlarımızı bağışla. Bize merhamet et. Bize ikram et. Bizim
bildiğimiz ve bilmediğimiz bütün kusurlarımızı biliyorsun,
bunları affet. Çünkü Sen mutlak güç, kerem ve ihsan sahibi
olansın." diye dua edilmesi güzel olur.Merve’ye varınca
bir şavt tamamlanmış olur. Burada da yine Kâbe’ye yönelerek
tekbir, tehlil ve salavat-ı şerife getirilip dua edilir. Sonra
Merve’den Safa’ya doğru yürünür. Safa’ya varınca ikinci
şavt tamamlanmış olur. Diğer şavtlar da aynı şekilde yapılır.
Yedinci şavt tamamlandıktan sonra Merve’de Kâbe’ye karşı dönülerek
dua edilir. İsteyen dua kitabında yer alan Sa’y bittikten sonra
Merve’de okunabilecek duayı okuyabilirler. Fakat en güzeli, içe
doğan duaların yapılmasıdır.
Bundan sonra tıraş olup ihramdan çıkılır.
Tıraş Olup İhramdan Çıkmak
İhramdan
ancak saçlar tıraş edilmek suretiyle çıkılır.Erkekler saçlarını
dipten tıraş eder veya kısaltırlar. Kadınlar ise saçlarının
ucundan bir miktar keserler. Kısaltmada saçların uçlarından alınacak
miktar, parmak ucu uzunluğundan daha az olmaz. Tıraş olduktan
sonra umre ihramından çıkılmış olur. Hac için tekrar ihrama
girinceye kadar eşiyle cinsel ilişki dahil, bütün ihram yasakları
kalkar.İhramdan çıkma aşamasına gelmiş ihramlı kimseler,
birbirlerini tıraş edebilirler. Bu aşamaya gelmedikçe ihramlılar
bir başkasını tıraş edemezler.
Kıran
ve ifrad haccına niyet edenler ihramlı kalmaya devam ederler. Bu aşamada
kesinlikle ihramdan çıkamazlar.Temettu haccına niyet etmiş
olanlar böylece umrelerini bitirip ihramdan çıktıktan sonra, hac
için ihrama girinceye kadar Mekke’de ihramsız olarak kalırlar.
Bu günlerini mümkün mertebe iyi değerlendirmelidirler. Beş
vakit namazlarını Harem-i Şerifte kılmaya ve fırsat buldukça
bol bol nafile tavaf yapmaya özen göstermelidirler. Uzaktan
gelenlerin nafile namaz kılmak yerine, nafile tavaf yapmaları daha
uygundur. Tavaf ve namazın dışında Mescid-i Haram’da Kur’an-ı
Kerim tilaveti, dua, zikir ve tesbihatla meşgul olurlar.Hac için
ihrama girinceye kadar böylece ibadetlere devam edilir. Zamanı
gelince hac için ihrama girilip vakfe için Arafat'a çıkılır.
Hac İçin İhrama Giriş ve Arafat’a Çıkış
Temettu
haccına niyet edip de umresini yapmış ve böylece Mekke’de
kalmakta olan hacı adayları uygulamada, hac için ihrama
genellikle Zilhicce’nin sekizinci günü (Terviye günü)
girmektedirler.Buna göre Zilhicce’nin sekizinci gününe gelindiğinde
Mekke’deki evlerde, umre ihramında belirtildiği şekilde ön hazırlıklar
yapılır. Kerahat vakti değilse, iki rekat ihram namazı kılınır.
Sonra: "Allah’ım! Senin rızan için hac yapmak istiyorum.
Bunu kolaylaştır ve kabul eyle." diyerek niyet edilir. Arkasından
telbiye getirilerek hac için ihrama girilir. Böylece tekrar ihram
yasakları başlamış olur.Hac için ihrama girildikten sonra,
Arafat’a çıkmadan önce nafile bir tavafın ardından haccın
sa’yi yapılabilir. Haccın sa’yini bu şekilde önceden
yapanlar artık "Ziyaret tavafı"ndan sonra sa’y
yapmazlar. Fakat sünnete uygun olan, haccın sa’yinin Ziyaret
tavafından sonra ve ihramsız olarak yapılmasıdır.Bu şekilde
ihrama girildikten ve arzu edildiği takdirde haccın sa’yi yapıldıktan
sonra kafile ile birlikte Arafat’a hareket edilir.
İntikal
esnasında telbiye, tekbir, tehlil, salavat getirilir ve bol bol dua
edilir. Bu mübarek günlerin bereketinden olabildiğince yararlanılmaya
çalışılır. Arafat’a varıp çadırlara yerleşilir. Hacı
adayı bir süre istirahat ettikten sonra bütün varlığı ile
Allah’a yönelip dua eder, telbiye, tekbir ve tehlil getirir,
Kur’an okur, namaz kılar, günahlarına tevbe ederek göz yaşı
döker, zikir ve tesbihle meşgul olur. Zeval, yani öğle vaktine
kadar böylece ibadet etmeye devam eder.
Arafat’ta
Öğle ve İkindi Namazlarının Birleştirilerek Kılınması
Öğle
vaktine kadar çadırlarda ibadetle meşgul olunarak bu mübarek
mekanın ve zamanın feyzinden ve bereketinden azami derecede
istifade etmeye çalışan hacı adayı, öğleye doğru namaz için
hazırlık yapar.Öğle ezanı okunduktan sonra öğle ve ikindi
namazları birleştirilerek kılınır. Buna "Cem-i
takdim" denir. Öğle ve ikindi namazı birleştirilerek şöyle
kılınır:Ezan okunduktan sonra, önce öğlenin ilk sünneti kılınır.
Sonra kamet getirilerek öğlenin farzı eda edilir. Selam
verildikten sonra teşrik tekbiri getirilir. Arkasından tekrar
kamet getirilerek ikindinin farzı kılınır. Selamdan sonra teşrik
tekbiri getirilir. Böylece öğle ve ikindi namazı bir ezan ve iki
kametle eda edilmiş olur.
Bu
iki farz namazı arasında başka namaz kılmak mekruhtur. Bu
sebeple öğlenin son sünnetiyle ikindinin sünneti kılınmaz.Namazdan
sonra Vakfe yapılır.Öğle ve ikindi namazları cem-i takdim ile kılınırken
seferî olanlar öğleyi de ikindiyi de ikişer rek’at olarak kılarlar.
Arafat
Vakfesi Vakfe Nedir?:"Vakfe",
durmak demektir. Arafat Vakfesi ise belirlenen zamanda hac için
ihramlı olarak Arafat sınırları içinde bulunmaktır. Arafat
vakfesi, haccın en önemli rüknüdür. Çünkü süresi içinde
orada bulunamayanlar o sene hacca yetişememiş sayılırlar.
Hz.Peygamber "Hac Arafattır" buyurmuştur.
Arafat,
Mekke’nin
25 km
. Güney doğusunda bulunan geniş bir alanın adıdır. Arafat
vakfesi bu alanda yapılır. Bu geniş alanın sınırları
levhalarla gösterilmiştir.Arafat vakfesinin sahih olabilmesi için
hac ihramına girmiş olmak ve belirlenen süre içinde Arafat’ta
bulunmak gerekmektedir.
Arafat
Vakfesinin Zamanı:Arafat
vakfesinin zamanı, Zilhiccenin 9. günü, yani Arefe günü öğleyin
Güneş’in tepe noktasına gelip Batı’ya meyletmeye başladığı
andan (Zeval vaktinden) bayramın birinci günü fecr-i sadık dediğimiz
tan yerinin ağarmaya başladığı ana kadarki süredir. Bu süre içinde
her ne halde olursa olsun (uykuda, baygın, vakfenin farkında
olsun, ya da olmasın) bir an orada bulunan kimse vakfe farzını
yerine getirmiş olur. Uygulamada ise Arafat vakfesinin yapılışı
aşağıda belirtildiği şekildedir.
Arafat
Vakfesinin Yapılışı:Arafe
günü Arafat’ta öğle ve ikindi namazları birleştirilerek kılındıktan
sonra ayağa kalkılarak kıbleye karşı dönülür. Arafat duasının
ayakta yapılması müstehaptır. Telbiye, tekbir, tehlil ve salavat
getirilir. Tevbe, istiğfar ve dua edilir. Esas olan herkesin içinden
geldiği gibi dua etmesidir. Ancak isteyenler Dua kitabındaki
Arafat Vakfesi duasını okuyabilirler. Bir süre bu şekilde vakfe
yapılıp bol bol dua edildikten sonra hacılar Arafat’tan
ininceye kadar kalan süreyi yine ibadet, dua ve zikirle değerlendirmeye
çalışırlar.
Arefe
günü hac ihramıyla Arafat’ta bulunmak, bir müslüman için en
büyük nasiplerden biridir. Çünkü, bu kutsal yerde ve bu mübarek
zaman diliminde yapılan ibadetler geri çevrilmez. Bu itibarla müslüman
Arafat’ta gönlünü her türlü dünyevi düşünce ve
gailelerden arındırarak, bütün samimiyetiyle Allah’a yönelmeli,
el açıp yalvarmalı, içine düştüğü günahları hatırlayıp
göz yaşları içinde tevbe etmeli, af ve mağfiret dilemeli,
kendisi, anne-babası, kardeşleri, çocukları, yakınları,
milletinin fertleri ve tüm müslümanlar için içtenlikle dua
etmelidir.
Arafat’ta
içinde bulunulan zaman diliminin her dakikasının çok büyük kıymeti
vardır. Bu değerli vakitleri faydasız konuşmalarla, lüzumsuz meşguliyetlerle
ve pek gerekli olmayan eş-dost ziyaretleri ile geçirip heba
etmemelidir. Hele hele başkalarına sıkıntı ve eziyet vermekten,
kötü söz ve davranışlardan, haklı bile olsa bir takım
gereksiz tartışmalardan şiddetle sakınmalıdır. Bilinmelidir
ki, bu mübarek yerde sevaplar nasıl kat kat olursa, günahlar da
öylece katlanır.
Güneş
battıktan sonra Arafat’tan Müzdelife’ye intikal başlayacağından,
akşama yakın gerekli şahsi hazırlıklar yapılır. Güneşin
batmasıyla birlikte Arafat’tan Müzdelife’ye doğru hareket başlar.
Kafileler belli bir plan dahilinde yola çıkarlar. Akşam namazı,
Müzdelife’de yatsı vaktinde, yatsı namazıyla birleştirilerek
(cem-i tehirle) kılınacağı için, kendi vaktinde kılınmaz.
Yolda yine telbiye, tekbir, tehlil, salavat ve duaya devam edilir.
Elden geldiğince bu kıymetli vakitler değerlendirilmeye çalışılır.
Müzdelife’ye
varınca yatsı vaktinde, akşam ve yatsı namazı birleştirilerek
kılınır.
Müzdelife’de
Akşam ve Yatsı Namazları- nın Birleştirilerek Kılınması
Yatsı
vakti girip ezan okunduktan sonra kamet getirilerek ilk önce akşam
namazı kılınır. Selam verdikten sonra teşrik tekbiri getirilir.
Sonra ezan okunmadan ve kamet getirilmeden yatsının farzı kılınır.
Selamdan sonra yine teşrik tekbiri getirilir. Böylece iki vaktin
farzı bir ezan ve bir kametle eda edilmiş olur. Buna "Cem-i
tehir" denir. Bundan sonra yatsının son sünneti kılınabilir.
Daha sonra vitir namazı kılınır.Akşam ve yatsı namazları bu
şekilde birleştirilerek kılındıktan sonra "vakfe" yapılacak
zamana kadar ibadetle meşgul olunur. İhtiyaç varsa istirahat
edilir. Şeytan taşlamada (cemaratta) atılacak taşlar toplanır.
Bu taşların Müzdelife’den toplanması zorunlu değildir. Başka
yerden de toplanabilir. Taşlar nohuttan büyük, fındıktan küçük
olmalıdır. Taşların temiz olmama ihtimali varsa yıkanır.
Müzdelife
Vakfesi:Müzdelife,
Arafat ile Mina arasında ve Harem sınırları içinde kalan bir bölgenin
adıdır. Müzdelife’nin sınırları levhalarla belirtilmiştir.
Müzdelife’de vakfe yapmak haccın vaciplerindendir.
Müzdelife
Vakfesinin Zamanı:Müzdelife
vakfesi, bayram gecesi, gece yarısından itibaren güneşin doğuşuna
kadarki süre içerisinde yapılır. Bu süre içinde her ne halde
olursa olsun kısa bir an burada bulunan kimse vakfe görevini
yerine getirmiş sayılır.
Ancak
sünnete uygun olan, Müzdelife vakfesinin sabah namazından sonra
yapılmasıdır. Şu kadar var ki, izdiham sebebiyle belirtildiği
gibi gece yarısından sonra vakfe yapıp ayrılmakta bir sakınca
yoktur.
Müzdelife
Vakfesinin Yapılışı:Yukarıda
belirtilen süre içerisinde, Arafat vakfesinde olduğu gibi,
telbiye, tekbir, tehlil, salavat getirilir ve dua edilir. Asıl olan
herkesin içinden geldiği gibi dua etmesidir. Ancak isteyenler Dua
kitabındaki "Müzdelife Vakfesi Duası"nı okuyabilirler.
Müzdelife
vakfesinden sonra Mina’ya hareket edilir. Kafileler belli bir plan
çerçevesinde yola çıkarlar. Yol boyunca telbiye, tekbir ve
tehlile devam edilerek Mina’da kalınacak çadırlara gelinir. İsteyenler
burada bir müddet istirahat edip ihtiyaç giderirler. Daha sonra
izdihamın olmadığı uygun bir zamanda Büyük Şeytanı (Akabe
Cemresini) taşlamak üzere şeytan taşlama (cemarat) mahalline
gidilir. Uygulamada Türk hacıları genellikle akşam namazından
sonra taşlamaya götürülmektedir.
Şeytan
Taşlamak (Remy-i Cimar):Bayramın
1,2,3 ve 4 üncü günlerinde Mina’da bulunan ve "Büyük Şeytan-Akabe
Cemresi", "Orta Şeytan-Orta Cemre" ve "Küçük
Şeytan-Küçük Cemre" diye adlandırılan üç taş kümesine
usûlüne uygun olarak taş atmak haccın vaciplerindendir. Bayramın
birinci günü Büyük Şeytana 7, ikinci, üçüncü ve dördüncü
günlerinde ise her üç şeytana yedişerden
21’
er taş atılır. Taşlama küçükten büyüğe doğru yapılır.
Ancak, Mina’da kalınmadığı takdirde dördüncü günü taş atılması
gerekmez. Uygulamada bayramın dördüncü günü Mina’da kalınmadığı
için bu gün taş atılmamaktadır.
Şeytan
taşlama; kötülükleri, haksızlıkları, zulmü ve zorbalığı
bir protesto anlamı taşır. Şeytan taşlayan hacı, bu
hareketiyle şeytana, şeytanın yoluna uyanlara ve bütün kötülüklere
karşı çıkışını sergilemiş ve kendisinin de bundan böyle
asla şeytana uymayacağını ortaya koymuş olmaktadır.
Taşlamanın
Yapılışı:Taşların
atıldığı kümeye yaklaşarak, atılacak taş, sağ elin baş ve
şehadet parmaklarının uçlarıyla tutulur. "Bismillah,
Allahu ekber rağmen li’ş-şeytani ve hizbih" diyerek atılır.
Taşların her biri ayrı ayrı atılmalıdır. Hepsi birden atılırsa
tek taş atılmış sayılır. Taşlar, kümelerin üzerine veya kümeleri
kuşatan havuzlara düşecek şekilde atılmalıdır.
Taşlamanın
Zamanı ve Atılacak Taş Sayısı
Bayramın
Birinci Günü:Bayramın
birinci günü, Büyük Şeytana tarif edildiği şekilde
"7" taş atılır. Atılan ilk taşla birlikte telbiyeye
son verilir. Birinci günkü taşlamanın zamanı gece yarısından
itibaren başlar, bayramın ikinci günü tan yeri ağarıncaya
kadar devam eder.
Bayramın
İkinci Günü:Bayramın
ikinci günü, küçüğünden başlanarak her üç şeytana 7’şerden
toplam 21 taş atılır. İkinci günkü taşlama zeval vaktinde
yani öğleyin güneşin tepe noktasına gelip batıya yönelmesiyle
birlikte başlar, gece tan yeri ağarıncaya kadar devam eder.
Bayramın
Üçüncü Günü:Bayramın
üçüncü günü de ikinci günde olduğu gibi küçük şeytandan
başlamak üzere her üç şeytana 7’şerden toplam 21 taş atılır.
Üçüncü günde taşlamanın zamanı zeval vaktinden yani öğleyin
güneşin tepe noktasına gelip batıya yönelmesiyle birlikte başlar,
gece tan yeri ağarıncaya kadar devam eder.
Bayramın
Dördüncü Günü:Bayramın
dördüncü günü tan yeri ağarıncaya kadar Mina’dan ayrılmamış
olanlar, tan yerinin ağarmasından itibaren güneş batıncaya
kadar her üç şeytana "7"şerden toplam 21 taş daha
atarlar. Tan yeri ağarmadan Mina’dan ayrılanların bu günün taşlarını
atmaları gerekmez. Uygulama da böyledir.
Taşlamalarda,
çok kalabalık olan gündüzün izdihamlı saatleri yerine, tenha
olan gece saatleri, ya da akşam saatleri tercih edilmelidir.Küçük
ve orta şeytanlara taş atıldıktan sonra, mümkünse bir kenara
çekilip dua edilir. Büyük şeytana taş atıldıktan sonra
beklenmez, orası hemen terk edilir.
Taşlamada
Vekâlet ve Atılamayan Taşların Kazası:Gücü
yetenlerin taşları bizzat kendilerinin atmaları gerekir. Vekalet
vererek başkasına attıramazlar. Hastalık, yaşlılık ve sakatlık
gibi mazeretlerle taşları bizzat kendisi atamayacak durumda
olanlar, vekâlet vererek taşları bir başkasına attırırlar.
Vaktinde
atılamayan taşların, bayramın dördüncü günü güneş batıncaya
kadar atılması vaciptir. Atılmadığı takdirde ceza gerekir.
Hac
Kurbanı (Şükür Hedyi):Temettu
ve Kıran haccı yapanların, hac kurbanı (şükür hedyi)
kesmeleri vaciptir. Her ne kadar sünnete uygun olan, hac kurbanının,
büyük şeytana taş attıktan sonra kesilmesi ise de, taş atmadan
önce de kesilmesi mümkündür. Hac kurbanı, Harem Bölgesi sınırları
içerisinde, bayramın birinci günü tan yerinin ağarmaya başlamasından
itibaren kesilir.
Hac
kurbanının etinden sahibi dahil herkes yiyebilir.Temettu ve Kıran
haccı yapanlar, Kurban kesme imkânı bulamazlarsa bunun yerine on
gün oruç tutarlar. Bu on gün orucun üç günü, hacdan önce ve
hac ihramına girdikten sonra (Mekke’de) tutulur. En uygunu 7, 8
ve 9. Zilhicce günlerinde tutulmasıdır. Geri kalan yedi gün ise,
bayramın dördüncü gününden sonra olmak üzere, hacdan sonra
tutulur. Bu yedi günün memlekete döndükten sonra tutulması daha
uygundur. Bunların peşpeşe tutulması şart değildir.Hacılar,
Kurban Bayramında şartlarını taşıyan her müslümanın
kesmekte olduğu kurbanı (Udhiyyeyi) kesmek zorunda değillerdir.
Fakat sevap kazanmak için nafile olarak kesebilirler. Nafile olarak
bu kurbanı kesmek istedikleri takdirde vekâlet vererek
memleketlerinde kestirmeleri daha uygun olur.
Tıraş
Olup İhramdan Çıkma:Bayramın
birinci günü Büyük şeytana taş atılıp kurban kesildikten
sonra tıraş olup ihramdan çıkılır. Her ne kadar sünnete uygun
olan, önce Büyük Şeytana taş atmak, sonra kurban kesmek, daha
sonra da tıraş olup ihramdan çıkmak ise de, taş atmadan, ya da
kurban kesmeden önce de tıraş olup ihramdan çıkmak mümkündür.Umre
ihramından çıkış konusunda da anlatıldığı gibi, ihramdan çıkmak
için erkekler saçlarını dipten tıraş eder veya kısaltırlar.
Kadınlar ise saçlarının ucundan bir miktar keserler. Böylece
hac ihramından çıkışın birinci aşaması gerçekleşmiş olur.
Buna "ilk tehallül" denir.Bu aşamada eşiyle cinsel ilişki
dışında bütün ihram yasakları kalkar. Cinsel ilişki
konusundaki yasak ise, ancak Ziyaret tavafından sonra kalkar.
Ziyaret
Tavafı:Ziyaret
tavafı, haccın farzlarındandır. Haccın iki rüknünden
birisidir. Buna "İfada tavafı" da denir.
Ziyaret
Tavafının Vakti:Ziyaret
tavafının vakti, bayramın ilk günü gece yarısından itibaren
başlar, ömrün sonuna kadar devam eder. Uygulamada ziyaret tavafı,
tıraş olup ihramdan çıktıktan sonra yapılmaktadır.
Ziyaret
tavafının, bayramın ilk üç gününde yapılması usûle uygun
ise de, daha sonraki günlerde de yapılabilir.
Ziyaret
Tavafının Yapılışı:Önce,
"Allah’ım! Senin rızan için ziyaret tavafı yapmak
istiyorum. Bunu kolaylaştır ve kabul eyle" diyerek niyet
edilir. Daha sonra Hacer-i Esved hizasına gelerek "Tavafın
Yapılışı" konusunda anlatıldığı gibi tavafa başlanır
ve yedi şavtla tavaf tamamlanır. Tavaf tamamlandıktan sonra
belirtildiği şekilde tavaf namazı kılınır. Böylece haccın
ikinci rüknü de tamamlanmış olur. Ziyaret tavafının
tamamlanmasıyla hac ihramından çıkışın ikinci aşaması da
gerçekleşmiş olur. Buna "ikinci tehallül" denir. Böylece
eşiyle cinsel ilişki yasağı da ortadan kalkmış olur.
Ziyaret
tavafının, tıraş olup ihramdan çıktıktan sonra yapılması sünnete
daha uygundur.Özel hallerinde bulunan kadınlar, ziyaret tavafını
bu halleri sona erinceye kadar ertelerler.Arafat’a çıkmadan önce
haccın sa’yini yapmamış olanlar, ziyaret tavafından sonra bu
sa’yi yaparlar.
Haccın
Sa’yi:Sa’y
yapmak, haccın vaciplerindendir.Arafat’a çıkmadan önce haccın
sa’yini yapmamış olanlar ziyaret tavafının ardından,
"Allah’ım, Senin rızan için hac sa’yini yapmak
istiyorum, bunu kolaylaştır ve kabul eyle" diye niyet ederek
daha önce "Sa’y" konusunda belirtildiği şekilde hac
sa’yini yaparlar.Hac sa’yinin, tıraş olup ihramdan çıktıktan
sonra yapılması sünnete daha uygundur.Bundan sonra hacı,
Mekke’de kaldığı süre içinde beş vakit namazı Harem-i Şerif’te
kılmaya özen gösterir. Bol bol nafile tavaf yapar. Mekke’den
ayrılacağı sırada da "Veda Tavafı" yapar.
Veda
Tavafı:Hacca
uzaklardan yani Mikat sınırları dışından gelmiş olanların
(Afakilerin) Mekke’den ayrılmadan "Veda Tavafı"
yapmaları vaciptir. Bu, hacıların hacla ilgili olarak yapacakları
son görevdir (nüsüktür). Buna "Sader Tavafı" da
denir.Veda Tavafı, "Allah’ım! Senin rızan için Veda tavafı
yapmak istiyorum. Bunu kolaylaştır ve kabul eyle" diye niyet
edilerek tıpkı diğer tavaflar gibi yapılır. Tavafın arkasından,
tavaf namazı da kılındıktan sonra çokça dua edilir, af ve mağfiret
dilenir. Göz yaşı dökülür. İsteyen Dua kitabındaki veda
tavafından sonra okunacak duayı okuyabilir.Nihayet ayrılığın
üzüntüsü içinde göz yaşlarıyla Kâbe’ye ve Mescid-i Harama
veda edilir.
Ziyaret
tavafından sonra herhangi bir nafile tavaf yapılıp veda tavafı
yapılmadan Mekke’den ayrılma durumunda kalınmışsa, yapılan
bu nafile tavaf, veda tavafı sayılır.Özel hallerinde bulunan kadınlar,
bu durumları sona ermeden Mekke’den ayrılmak zorunda kalırlarsa,
veda tavafı yapmazlar, bundan dolayı bir ceza da gerekmez.
UYGULAMADA
TEMETTU HACCI İLE İFRAT VE KIRAN HACCI ARASINDAKİ FARKLAR
Buraya
kadar hac ibadeti yerine getirilirken nerede, nasıl hareket edileceği,
Temettu haccı esas alınarak anlatılmaya çalışıldı. Şimdi İfrat
haccı ve Kıran haccının, Temettu haccından farklı olan
taraflarına kısaca işaret edelim.
İfrad
Haccı:Bilindiği
gibi ifrad haccı, umresiz yapılan hacdır. İfrad haccı yapacak
olan kimse, Mikat sınırında veya daha önce ihrama girerken
"Allah’ım! Senin rızan için hac yapmak istiyorum. Bunu
kolaylaştır ve kabul eyle" diyerek yalnız hacca niyet eder
ve telbiye getirir. Bu şekilde hac için ihrama girdikten sonra,
artık bayramın birinci günü tıraş oluncaya kadar ihramdan çıkamaz.İfrad
haccı yapan kimsenin Mekke’ye varınca yapacağı ilk tavaf, Kudüm
Tavafı dır. Bunun için "Allah’ım! Senin rızan için
"Kudüm Tavafı" yapmak istiyorum. Bunu kolaylaştır ve
kabul eyle" diye niyet eder. Tıpkı "Tavafın yapılışı"
konusunda anlatıldığı şekilde Kudüm tavafını yapar.
İfrad
haccına niyet edenler, hac ihramına girmiş olduklarından
dilerlerse, haccın sa’yini Kudüm tavafının ardından
yapabilirler. Bu takdirde Kudüm tavafını yaparken "Iztıba"
ve "Remel" yaparlar. Bunlar, artık
"Ziyaret tavafı"ndan sonra sa’y yapmazlar.İfrad haccı
yapanların Hac kurbanı (Şükür hedyi) kesmeleri gerekmez. Ancak
arzu ederlerse sırf sevabını elde etmek için nafile olarak
kesebilirler.
Kıran
Haccı:Kıran
haccının, aynı yılın hac aylarında Umre ve Hacca birlikte
niyet ederek ikisini aynı ihramla yapmak olduğunu belirtmiştik. Kıran
haccı yapacak olan kimse, Mikat sınırında ya da daha önce
ihrama girerken "Allah’ım! Senin rızan için umre ve hac
yapmak istiyorum. Bunları kolaylaştır ve kabul eyle"
diyerek, umre ve hacca birlikte niyet eder ve telbiye getirir. Bu şekilde
niyet edip ihrama girdikten sonra bayramın birinci günü tıraş
oluncaya kadar ihramdan çıkamaz.
Kıran
haccı yapan kimsenin Mekke’ye varınca yapacağı ilk tavaf umre
tavafıdır. Bunun için, "Allah’ım! Senin rızan için umre
tavafı yapmak istiyorum. Bunu kolaylaştır ve kabul eyle."
diye niyet eder. Tıpkı "Tavafın yapılışı" konusunda
anlatıldığı gibi umre tavafını yapar. Bu tavaftan sonra
umrenin sa’yi yapılacağından tavafta "Iztıba" ve
"Remel" yapılır. Tavaftan sonra sa’y bahsinde anlatıldığı
şekilde umrenin sa’yi yapılır. Sa’ydan sonra
tıraş olunmaz. Belirtildiği gibi, bayramın birinci gününden tıraş
oluncaya kadar ihramda kalmaya devam edilir.Kıran haccına niyet
eden kimsenin, umresini tamamladıktan sonra Kudüm tavafı yapması
sünnettir. Kudüm tavafından sonra isterse haccın sa’yini
yapabilir. Bu takdirde artık Ziyaret tavafından sonra sa’y
yapmaz. Sa’yi, Kudüm tavafından sonra yapacaksa, tavafta ıztıba
ve remel yapar.Bundan sonra Arafat’a çıkıncaya kadar bol bol
nafile tavaf ve ibadetle meşgul olur. Beş vakit namazını Harem-i
Şerif’te kılmaya özen gösterir.Kıran haccı yapanların da,
Temettu haccı yapanlar gibi, hac kurbanı (şükür hedyi)
kesmeleri vaciptir.
HACDA KADINLARLA İLGİLİ BAZI ÖZEL DURUMLAR
Hac
ve umrenin yerine getirilişi açısından kadınlarla erkekler arasında
bir fark yoktur. Ancak, kadınlar için erkeklerde olduğu gibi özel
bir ihram kıyafeti söz konusu değildir. Elbise, baş örtüsü,
çorap, ayakkabı gibi her zaman giydikleri kıyafetlerini giyerler.
Yalnızca yüzlerini örtmezler.Bir de erkeklerin yaptığı gibi
telbiye, tekbir, tehlil, salavat okurken ve dua ederken seslerini yükseltmezler.
Tavafta hızlı ve çalımlı yürüyerek "Remel",
Sa’yda da yeşil direkler arasında koşar adımlarla yürüyerek
"Hervele" yapmazlar.İzdiham olan yerlerde mümkün olduğu
kadar erkeklerin arasına girmemeye özen gösterirler. Özellikle
namaz kılarken, erkek safları arasında kalmayıp kadınlara ait
yerlerde namaz kılarlar.Adetliyken ihrama giren veya ihrama
girdikten sonra adet görmeye başlayan kadınlar, tavafın dışında
haccın bütün menasikini yerine getirebilirler. Harem-i Şerif’e
giremezler.Adetliyken ihrama giren ve ihrama girdikten sonra
adetleri bitmeden Arafat’a çıkmak durumunda kalan hanımlar daha
baştan ihrama girerken İfrad haccına niyet etmelidirler.
|