|
Kâbe’nin
köşeleri yaklaşık olarak dört ana yönü gösterir. Köşelerden her
birinin ayrı ismi vardır.
Doğu
köşesine "Hacer-i Esved" veya "Şarki", kuzey köşesine
"Irakî", batı köşesine "Şâmî" ve güney köşesine
de "Yemânî" denir.
"Hacer-i
Esved", Kâbe’nin doğu köşesinde yerden
1.5 m
yükseklikte bulunmaktadır. "Hacer-i Esved" siyah taş demektir.
Hz. İbrahim tarafından tavafa başlanacak yere işaret olmak üzere konulmuştur.
Başlangıçta çevresi 18-
19 cm
olan bu taş, çeşitli yıkımlar sebebiyle birkaç defa kırılmıştır. Şimdi,
ilk olarak konulduğu köşede, gümüş muhafazalı kurşun içine gömülü
yedi parça halinde bulunmaktadır.
Kâbe’nin,
kuzeydoğu duvarında (Hacer-i Esved ile Irakî köşeleri arasında) Hacer-i
Esved köşesine yakın ve yerden
1.97 m
kadar yükseklikte bulunan altın kaplı bir kapısı vardır. Kapı 1.8 x
3.5 m
boyutlarındadır. Kapı ile Hacer-i Esved köşesi arasında kalan bölüme
"Mültezem" denir. Kâbe’nin kuzeybatı duvarının (Irakî ile Şamî
köşelerinin) karşısında, yerden
1.25 m
yükseklikte yarım daire şeklinde bir duvar bulunur. Bu duvara
"Hatim" denir. Tavaf bu duvarın dışından yapılır. Bu duvar ile
Kâbe arasında kalan boşluğa da "Hicr-i Kâbe", "Hicr-i İsmail"
veya "Hatîra" denir. Bu boşlukta Kâbe’ye yönelerek namaz kılınabilir,
dua edilebilir. Ancak Kâbe’nin "Hatîm"’e bakan duvarının üst
ortasında altından yapılmış bir oluk bulunmaktadır. Halk arasında
"Altın Oluk" diye bilinen bu oluğa "Mizab-ı Kâbe"
denir.
Mescid-i Haram
"Mescid-i
Haram", Mekke’de ortasında Kâbe’nin bulunduğu büyük bir
mabettir. Buna "Harem-i Şerif" de denir. Mescid-i Haram, Hz.
Peygamber döneminde, Kâbe’nin etrafındaki küçük bir alandan ibaret
iken ilk olarak Hz. Ömer tarafından genişletilmiş ve etrafı bir duvarla
çevrilmiştir. Daha sonraları Mescid-i Haram günümüze kadar pek çok defa
genişletilmiştir.Bugün Mescid-i Haram, yüz binlerce insanın içinde
ibadet edebileceği genişlikte bir alana sahiptir. Kâbe’ye yönelindiği
gibi buraya yönelip namaz kılınmaz.
Mescid-i
Haram’ın içinde, Kâbe’den başka "Makam-ı İbrahim" ve
"Zemzem" kuyusu bulunmaktadır.
"Makam-ı
İbrahim", yaygın görüşe göre, Hz. İbrahim’in Kâbe’yi inşa
ederken iskele olarak kullandığı ya da insanları hacca çağırırken üzerine
çıktığı taşın bulunduğu yerdir. Burası "Kâbe Kapısı" nın
bulunduğu duvarın karşısında Kâbe’ye yakın bir yerde bulunmaktadır.
"Zemzem",
Allah’ın Hz. Hacer ve oğlu Hz. İsmail’e ihsan ettiği suyun adıdır.
Zemzem suyunun ortaya çıkışı şöyle olmuştur: Hz. İbrahim, Allah’ın
emriyle eşi Hacer ve süt emmekte olan oğlu İsmail’i zemzemin bugünkü
yerinde bulunan büyük bir ağacın altına yerleştirmişti. O sırada Kâbe
yapılmamış ve Mekke şehri kurulmamıştı. Etrafta ne bir insan, ne su, ne
de bir hayat belirtisi vardı. Bu şartlar altında yaşamaya devam eden Hacer,
nihayet su ve yiyeceği bitince çaresiz kalmış, bir can yoldaşı görebilmek
ve birkaç yudum su bulabilmek umuduyla önce "Safa Tepesi" ne,
sonra da "Merve Tepesi" ne çıkmış ve bunu yedi defa tekrarlamış.
Merve Tepesi’ne son gelişinde oğlunu bıraktığı taraftan bir ses duymuş.
Oğlunun yanına geldiğinde orada Cebrâil tarafından zemzem suyunun çıkarılmış
olduğunu görmüş.
Yeryüzündeki
suların en üstünü olan "Zemzem", halen Kâbe’nin
20 m
. kadar doğusunda, "Makam-ı İbrahim" e yakın bir yerde bulunan
kuyudan çıkmaktadır. Bu kuyu tavaf alanının altındadır. Kuyuya biri
bayanlara diğeri erkeklere ait olmak üzere iki ayrı yerden merdivenlerle
inilmektedir. Zemzem suyu, içildiği gibi abdest ve gusülde de kullanılabilir.
Hz.
Peygamber zemzem hakkında şöyle buyurmuştur: "Zemzem hangi niyet için
içilirse o niyet içindir." Bu itibarla zemzem içerken dilek ve niyeti
belirterek içmek uygundur.Zemzem içerken, "Allah’ım! Senden yararlı
ilim, bol rızık ve her türlü dert için şifa istiyorum." diye dua
edilir.
Mescid-i
Haram, yeryüzündeki tüm mescidlerden üstündür. Burada kılınan namaz da
diğer mescidlerde kılınan namazlardan fazilet bakımından kat kat üstündür.
|