Medine-i Münevvere 'yi Ziyaret

Medine-i Münevvere’ye Yolculuk
     Peygamber Efendimizin kabrini ziyaret etmek, mescidinde namaz kılmak, Onun ve Ashabının yaşadığı yerleri görmek üzere Medine’ye doğru yola çıkan bir hacı, bu ziyaretiyle yalnızca Allah’a yakınlaşma amacı gütmelidir. Çünkü hacının İslami duyarlılığını daha da artıracak olan bir kutlu yolculuk, gerçekten Cenab-ı Hakk’ın rızasını kazanmanın önemli bir vesilesidir. Zira Cenab-ı Hak, Peygamberini ziyarete gelenleri sever ve onların, onun huzurunda yapacakları duaları geri çevirmez. Hz. Peygamber de kendisini ziyarete gelenlere şefaat edeceğini bildirmiştir. 

Yolculuk esnasında, bol bol salatu selam getirilmeli ve Medine’ye yaklaştıkça bu daha da artırılmalıdır. Hacı, bu ziyaretin sıradan bir ziyaret olmadığını düşünerek büyük bir tevazu, saygı ve vakarla Medine’ye girmelidir.

Medine’ye girerken "Rabbim! Gireceğim yere dosdoğru girmemi sağla; çıktığım yerden de dosdoğru çıkmamı sağla. Bana katından, yardımcı bir güç ver" duasını okuması güzel olur.    

Evlere yerleşip gerekli ihtiyaçlar giderildikten ve hazırlıklar yapıldıktan sonra, Mescid-i Nebi ve Hz. Peygamber’in kabri ziyarete gidilir.  

MESCİD-İ NEBÎ’Yİ VE HZ. PEYGAM - BERİN KABRİNİ ZİYARET    

Mescid-i Nebî’yi ve Hz. Peygamberin Kabrini Ziyaret Etmenin Önemi Medine-i Münevvere, İslam nurunun yeryüzüne yayıldığı Peygamber şehridir. Her karışı, İslam’ın aydınlığını insanlığa ulaştıran Allah Rasûlünün ve Sahabenin hatıralarıyla doludur. Sinesinde İslam’ın en büyük önderlerini barındırmaktadır.    

İslam’ın güzelliğini insanlara ulaştırabilmek için Peygamber Efendimiz buraya hicret etmiş, İslâm devleti burada kurulmuş, İslâm’ın mesajı insanlığa buradan ulaşmıştır.  

Rasulüllah İslâm’ı tebliğ görevini tamamladıktan sonra burada vefat etmiş ve buraya defnedilmiştir. Böylece Medine, Allah’ın en sevgili kulunu ve insanlığın gelmiş geçmiş en büyük önderini bağrında taşıma şerefini elde etmiştir.    

Asr-ı Saadet, en parlak şekilde bu şehirde yaşanmıştır. İnsanlık tarihinin en güzel, en mutlu, en adil, en hakkaniyetli örnek ve model toplumu, Peygamber Efendimizin terbiyesinde bu şehirde oluşturulmuştur.    

Böylece bu şehir dünyada adeta cennet misali bir hayatın yaşanabileceğine tanıklık etmiştir.    

Tarih, Rasulüllah’ın sohbetine nail olan bu Sahabe neslinin oluşturduğu toplum kadar güzel bir topluma bir başka yerde ve bir başka zamanda şahid olmamıştır.    

İşte Medine-i Münevvere bu güzel insanların gelip geçtiği ve pek çoğunun bağrında yattığı kutsal şehirdir.    

Bu sebeple büyük bir engel olmadığı sürece hacıların, Medine’ye giderek Hz. Peygamberin kabrini ziyaret etmeleri ve mescidinde namaz kılmaları büyük önem taşır. Bu ziyaret İslâmî duyarlılığın bir göstergesidir.  

Sırf Allah için, İslam’ın aydınlığının insanlığa ulaştırılması yolunda çalışmanın, fedakarlığın ve gayretin en güzel örneğini vermiş insanların gelip geçtiği bu mübarek şehri ziyaret etmekle hacı, bu aydınlığın, yeniden muhtaç olanlara ulaştırılması yolunda bir şuur ve azim kazanabilirse, ziyaretindeki amaç gerçekleşmiş sayılır.    

Vefatından sonra kendisini ziyaret edenler hakkında Peygamberimizin:
"Beni vefatımdan sonra ziyaret eden sağlığımda ziyaret etmiş gibidir."    

"Kabrimi ziyaret eden şefaatimi hak eder"
"Kalbinde beni ziyaretten başka hiçbir düşünce olmaksızın kim beni ziyarete gelirse, Kıyamet gününde şefaatimi haketmiş olur." buyurduğu rivayet edilmektedir.

Bu itibarla hacıların Medine-i Münevvere’ye giderek Peygamber Efendimizin kabrini ziyaret etmeleri, mescidinde namaz kılmaları, Peygamber sevgisini yenilemenin ve onun sünnetine bağlılığı kuvvetlendirmenin önemli bir vasıtasıdır.    

Mescid-i Nebî ve Hz. Peygamberin Kabri Nasıl Ziyaret Edilir?    

"Mescid-i Nebî", Hz. Peygamber’in Mekke’den Medine’ye hicret ettikten sonra ilk iş olarak inşa ettiği camidir. "Mescid-i Nebî", Peygamber Mescidi demektir. İçinde namaz kılmak üzere uzak yerlerden yola çıkılacak üç mescitten biridir.    

Bu üç mescidin diğer ikisi ise, "Mescid-i Haram" ve "Mescid-i Aksa" dır.   

Mescid-i Nebî’nin içinde namaz kılmak çok sevaptır. Hz. Peygamber burada kılınan namazın sevabı hakkında şöyle buyurmuştur: "Benim şu mescidimde kılınan bir namaz, Mescid-i Haram dışında, diğer mescitlerde kılınan bin namazdan daha faziletlidir."    

Mescid-i Nebî ve Hz. Peygamber’in kabrini ziyaret ederken bazı usul ve adaba riayet edilir.
     Bunlar şöyle özetlenebilir:    

Mescid-i Nebî’yi ve Hz. Peygamber’in kabrini ziyaret etmek isteyen kimse abdest alır, mümkünse gusleder ve temiz bir kıyafet giyinir.     

Ziyarete giderken yol boyunca çokça salevat-ı şerife getirir. Mescid’e vardığında mümkünse "Babu’s-Selam" dan sağ ayağını atarak edep ve tevazu ile içeri girer. Girerken "Allah’ım! Günahlarımı bağışla. Rahmet ve lütuf kapılarını bana aç" diye dua eder. Kerahat vakti değilse iki rek’at "Tahiyyetu’l Mescid" namazı kılar. Bu namazı mümkünse "Ravza-i Mutahhara" da kılar. "Ravza-i Mutahhara", Hz. Peygamberin kabri ile minberi arasında kalan kısımdır. Hz. Peygamber çoğu zaman namazlarını burada kılardı. Burası hakkında Hz. Peygamber: "Evimle minberim arası, cennet bahçelerinden bir bahçedir."buyurmuştur.    

Daha sonra bu ziyaret nasib olduğu için isterse iki rekat da şükür namazı kılar ve bu mübarek yerlere gelmeyi kendisine nasip eden Allah’a şükreder, dua eder. Nihayet edep ve sükunetle Hz. Peygamber’in kabrine yaklaşır. Başı hizasına gelerek yüzünü Hz. Peygamber’e çevirir. Alemlerin sevgilisi Hz. Muhammed’in huzurunda olduğunu düşünür. Hz. Peygamber’in, kendisini görmekte ve sözlerini işitmekte olduğunun şuur ve idraki içinde:  

    "Es-Selâmu aleyke yâ Rasûlallah
     Es-Selâmu aleyke yâ Habîballah
     Es-Selâmu aleyke yâ Nebiyyallah
     Es-Selâmu aleyke yâ Hayre Halkillah
     Es-Selâmu aleyke yâ Hâteme’n-Nebiyyîn
     Es-Selâmu aleyke yâ Seyyide’l-Mürselîn"    

şeklinde selâm verir, dua eder. Hz. Peygamber’in huzurunda yapılan duaları Allah’ın geri çevirmeyeceğini düşünerek ihlas ve samimiyetle içinden geldiği gibi dua eder. İsteyen Dua kitabında yer alan "Hz. Peygamber’in Kabrini Ziyaret Ederken Okunabilecek Selâm ve Dua" yı okur.    

Kendisi Hz. Peygamber’e selam verdikten sonra başkaları tarafından Hz. Peygamber’e emanet edilmiş olan selamları: "Ya Rasulellah! Falan, falan.... kimselerin de selamları var. Allah katında senden şefaat diliyorlar. Onlara ve bütün müslümanlara şefaat eyle" diye tebliğ eder.    

Sonra bir metre kadar sağ tarafa ilerleyip Hz. Ebu Bekir’in başı hizasında durarak:

"Es-Selâmu aleyke yâ Ebâ Bekri’s-Sıddîk
             Es-Selâmu aleyke yâ Halifete Rasulillah

          
Es-Selâmu aleyke yâ Sahibe Rasulillah" şeklinde selam verir, dua eder.

Daha sonra bir metre kadar daha ilerleyip Hz. Ömer’in başı hizasında durur. Ona da:    

"Es-Selâmu aleyke yâ Ömer
             Es-Selâmu aleyke yâ Emire’l-mü’minîn
             Es-Selâmu aleyke yâ Faruk" şeklinde selâm verir, dua eder.    

Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer’in başında selâm ve dua konusunda da, isteyen Dua kitabındaki ilgili selâm ve duaları yapabilir.    

Bundan sonra mescidde uygun bir yere çekilerek bol bol dua edilir.    

Daha sonraki ziyaretler de aynı usul ve edep dairesinde yapılır.Hz. Peygamber’e hayatında nasıl hürmet ve saygı göstermek gerekli ise, vefatından sonra da aynı şekilde hürmet ve saygı göstermek gerekir. Bu bakımdan, Peygamberimizin kabri ziyaret edilirken, yüksek sesle bağırılmaz; hürmeti bozan, edebe aykırı davranışlarda bulunulmaz; duvarlara ve demir parmaklıklara el sürülmez; bunlar öpülmez, etrafında tavaf yapılmaz, karşısında eğilinmez, secde edilmez. Bütün bunlar bid’at ve mekruhtur.    

Medine’de kalınan süre içinde beş vakit namazın Mescid-i Nebî’de kılınmasına özen gösterilir. Beş vakit namazın dışında nafile namazlarla da meşgul olunur.    

Halk arasında, Medine’de sekiz gün kalıp kırk vakit namaz kılmanın gerekli olduğu kanaati yaygındır. Ancak İslami kaynaklarda bu konuda bir hüküm mevcut değildir. Önemli olan Medine’de kalınan sürenin ibadet ve dua açısından verimli bir şekilde değerlendirilmesidir.    

Medine’den ayrılırken Hz. Peygamber tekrar ziyaret edilerek dua ve salatu selamlarla Medine’ye veda edilir.